31 Oca
Gözümüz aydın… Dün bir grup geri zekalı uzaylı aniden bizim ofise doluşuverdi !…
Ne zaman, nereden, nasıl geldiler hiç anlayamadık, bir anda 40 - 50 kadar uzaylıyla karşı karşıya kaldık…
Bizi daha da şaşırtan ise hepsinin de birbirinin tıpatıp benzeri ve sürekli gülümseyen canlılar olmasıydı !…
Merakımızı daha fazla yenemeyip muhabbete başladık :
- Dünyamıza hoşgeldiniz uzaylı kardeşler…
- Hoşbulduk dünyalı kardeşler…
- Elinizdeki o cihazla ne yapıyorsunuz ?…
- Sizin zeka düzeyinizi ölçüyoruz… Aaa, hayret bizimle aynı zeka düzeyine sahipsiniz !…
- Çok sağolun, bizi çok onurlandırdınız !… Peki yolculuk nasıl geçti ?…
- Ne yolculuğu ? Bir ışınlandık, anında buraya geldik, buradan ışınlandık mı da anında bizim galaksimizde kendi gezegenimizde oluruz…
- Vay be !… Bizim evden işe, işten eve gitmemiz bile saatler alıyor. Eee, peki hepiniz niye birbirinizin aynısısınız ve neden sürekli sırıtıyorsunuz ?…
- Bunu size nasıl anlatsak ki ?… Çünkü sizin dünyada keyfiniz yerinde, refah içinde, sıkıntı nedir bilmeden yaşıyorsunuz. Bizim gezegende öyle mi ya ? İşsizlik, açlık, yoksulluk, savaşlar, yolsuzluklar hepimizi perişan etti ve herkes somurtur oldu, yüzümüz asıldı !…
- Gerçekten de bizim dünyamızdan tümüyle farklıymışsınız !…
- Hiç kimsenin yüzünün gülmediğini gören yöneticilerimiz de emir vererek herkesin bu sırıtan maskeleri giymesini sağladı…
- Sanki gerçekmiş gibi duruyor ?…
- Eee, tabii teknoloji farkı !…
- Buradan nereye gideceksiniz ?…
- Kozmos’ta bizi çağıran o kadar çok geri zekalılar var ki, sırayla hepsini ziyaret edeceğiz. Ancak öncelikle size gelmemizin bir tek nedeni var :
“Sahi, ne satıyor o arkadaşlar ?…”
30 Oca
Müjdeler olsun !…
Sonunda inanılmazı ve olmaz denileni başardık !…
Bugüne kadar hiçbir hükümetin, Nobel ödüllü ekonomistlerin bile başaramadığını biz başardık !…
İnsanların yaşamını zindan eden, analarından emdikleri sütü burunlarından getiren canavarın defterini dürdük !…
İnsanların cebindeki parayı daha ayın başında yok eden en büyük cep hırsızının hakkından geldik !…
Bunu nasıl ve hangi yöntemi kullanarak yaptığımızın hiç önemi yok !… Ödül falan da istemiyoruz. Önemli olan elde ettiğimiz sonuç !…
Evet, enflasyon denilen canavarın “kökünü kazıdık !…”
Bundan sonra “enflasyon” yok, onun Türkçe’deki karşılığı olan “şişme” var…
Olsun, bizim için önemli olan “enflasyon canavarının” yok edilmesiydi. Biz de onu bu şekilde yok etmiş olarak görevimizi yapmış olduk…
Haaa, “şişme canavarı” ne olacak derseniz, onu da yöneticilerimiz ve medyamız halletsin !…
Medyadaki haber başlıklarını şimdiden görür gibiyiz :
“Şişme, ne olur artık daha fazla şişme !…”
30 Oca
Bir konuda kesin olarak garanti veririz…
Çözümü çok kolay olan basit bir sorunu bile kördüğüm haline getirmede üzerimize yoktur !…
“Zırt”
30 Oca
Yerin toprağı var, suyu var, ağacı var, tahılı var, her türlü ürünü var, bereketi var da…
Bir yaşımıza daha girdik !… Çünkü yeni bir yıla girdik… Yerin kulağı da varmış !…
Bizim palavra’da sınır tanımayan medyamız böyle diyor…
O böyle diyorsa, bize de her zaman olduğu gibi bunun da kocaman bir palavra olduğunu kanıtlamak düşüyor…
Yerin kulağı varsa, bu kulağın bir işe yaraması gerekli değil mi ?… Ne işe yarıyor bu kulak ?… Bu konuda hiçbir açıklama yok…
Biz bunu sanki yerin kulağı varmış gibi denedik ve yere doğru
“Sevgili Yer” diye seslendik…
“Her türlü bereketinle bizi yediriyorsun, içiriyorsun, barındırıyorsun,
koruyorsun ama biz sana karşı kendimizi hep suçlu gibi hissediyoruz…
Çünkü senin doğanı bozuyoruz, ormanlarını yok ediyoruz , gönderdiğin pırıl pırıl sularını kirletiyoruz, toprağına zehir akıtıyoruz, sen yine de her şeye karşın bizleri beslemeye, barındırmaya devam ediyorsun…”
Ah medya ah !… Keşke söylediğin gibi yerin kulağı olsaydı da bu pişmanlıklarımızı biraz olsun duyabilseydi…
Ama yok, yerin kulağı yok !…
Belki bir gün, herkes doğaya ve çevreye saygılı olmaya başladığında yerin kulağı da, ağzı da, dili de, gözü de olacak !…
Hepsi de bize teşekkür etmek için !…
29 Oca
Kızgın bir soba üzerinde 1 dakika oturmak, insana nasıl 1 saat gibi geliyorsa, güzel bir kadınla geçirilen 1 saat te 1 dakika gibi gelir. İşte “Genel Görelilik” budur…
ALBERT EINSTEIN
29 Oca
Yazarımız Sezai Süzme, “Bağımlı Aday” olarak gireceği Belediye Başkanlığı seçimleri için propaganda çalışmalarına başladığından bugünkü yazısını yazamamıştır.
Süzme’nin bize bildirdiğine göre, kendisi çalışmalarına “oy deposu” olarak nitelendirdiği varoşlardan başlamayı düşünmüş ve biniki zorlukla vardığı varoşlarda kendisinden bir daha haber alınamamıştır.
Haftalar sonra bize gönderdiği not’ta Süzme şunları söylemektedir :
Sormayın, şey pardon, sorun yani başıma gelenleri demek istemiştim. Pişmemiş tavuğun başına bile böylesi gelmemiştir. Bu varoşlarda insan yolunu, izini bulamıyor, bir giren bir daha çıkamıyor. Haftalardır bir çıkış arıyorum, yolumu bulmaya çalışıyorum fakat heyhat.
Kime sordumsa yardım alamadım, herkes aynı durumda hatta benden de beterler. Köşe başlarında saçı sakalı birbirine karışmış, perişan durumda yaşlı insanlar var. Birine yaklaşıp sordum ;
- Dayı sen buralı mısın ? Ben yolumu kaybettim, bulamıyorum. Bana yardım eder misin ?
- Ah yeğenim ah !… Sen yanmışsın !… Ben buralı değilim. 5 yıl önceki belediye seçimlerinde adaydım. Burada yolumu kaybedince 5 yıldır çıkmak için dolanıp duruyorum. Bak şu karşı köşedeki yaşlı amcaya. O da tam 15 yıl önceki seçimlerde adaydı. Onun biraz ilerisindeki de 20 yıl önceki seçimlerde belediye başkan adayıydı. Onlar da çıkış yolunu bulamadıkları için buralarda dolanıp duruyorlar.
Süzme bunları duyunca bize çaresizce haykırdı :
İMDAAAATTT !… BULUN BENİİİİİİİİİİ !… KURTARIN BENİİİİİİİİİİ !…
29 Oca
Sayın müşterimiz ;
Memnuniyetiniz için lütfen 1′i
Şikayetleriniz için de 6753917434483220993852101′i tuşlayınız…
28 Oca
Bizim medya ile uğraşmaktan bitkin düşmüşken, başımıza bir de dünya medyası çıktı…
Hangi birini düzeltelim ki ?…
Görevlerini tam olarak yapmıyorlar ki kardeşim…
İşte bakın, dünyanın en büyük medya kuruluşları, dünyanın en zengin 100 kişisini açıklıyorlar…
Evet, 100 kişilik bir liste ve hepsi o kadar…
Siz bundan bir şey anladınız mı ?… Biz bir şey anlamadık ta !…
- Kardeşim bu dünyada yalnızca 100 kişi mi yaşıyor ?…
- No !…
- No, tabii… Bu dünyada 6 milyar insan yaşıyor ve sen 100 kişiden sonrasını yok sayıyorsun !….
Tamam, en zengin ilk 100 kişi belli, ama insanlar merak ediyorlar !… 101. zengin kim ? Bir milyonuncu, bir milyarıncı, beş milyarıncı zengin kim diye. Niye bunları da açıklamıyorsunuz ? İşinizi niye eksik yapıyorsunuz ?
Hadi size bir jest, bir kolaylık olarak, dünyanın en zengin altı milyarıncı kişisini açıklayayım…
O zengin benim !… Bunu biliyorum…
Ama benim önümdeki zengini bilmiyorum, beş milyarıncı, dört milyarıncı ve dünyadaki diğer zenginleri bilmiyorum ve öğrenmek istiyorum. Benim gibi herkes de öğrenmek istiyor…
Çünkü bu dünyada altı milyar zengin insan yaşıyor ve siz bu zenginlerin yalnızca 100 tanesini açıklayarak işinizi savsaklıyorsunuz…
Peki geride kalan milyarlarca zenginin suçu nedir ? Onların adı niye açıklanmıyor ? Bu düpedüz ayrımcılık değil midir ?
Evet dünya medyası, size sesleniyoruz ;
“Bizim medya palavra atmakta dünya birincisidir. Siz de işinizi eksik yapmakta dünya birincisisiniz. Bundan sonra siz de soluğumuzu ensenizde hissedeceksiniz. Onun için bir an önce şu altı milyar zenginin listesini yayınlayın da herkes meraktan kurtulsun !…”
28 Oca
- Maçta olay var mı ?…
- Maalesef olay yaşanmadı !…
28 Oca
Sıtkı,
Hiç sızlanma, hiç yakınma !…
Çünkü bunları hakettiniz !… Oh olsun !…
Üstelik orman o kadar da kötü değildir… Yılanlar, çıyanlar, akrepler, aslanlar, kaplanlar, nasıl olsa birbirinize alışacaksınız. Sonuç olarak ya siz onları, ya da onlar sizi “YİYECEK” Sıtkı !…
Üstelik bizim burada da herşey yoluna girmeye başladı… Hükümet tüm kara listeleri yok edecek…
Yani olan sizlere oldu Sıtkı, yanan siz oldunuz…
Ne işiniz vardı sizin kara listelerle ?…
Borcunu yıllar önce ödediği ve hiçbir bankaya kuruş borcu olmadığı halde, insanları hala kara listelerde tutmaktan ne elde edeceğinizi umuyordunuz ?…
Ayrıca sizden kredi kartı veya kredi istememiş olan insanları bile, “Size kredi kartı verelim, kredi verelim.” diye arayıp, her türlü bilgilerini aldıktan haftalar sonra tekrar arayarak.” Siz bankamız kriterlerine göre, kredi için uygun değilsiniz” demek de insanlarla alay etmek değil midir Sıtkı ?…
Evet, Sıtkı haklısın, senin dediğin gibi “Paranın gözü kör olsun.”
SIDIKA