Archive for Haziran, 2009

“GURU !…”

Ortada “fol yok,yumurta varken” veya “ortada fol var, yumurta yokken” falan deyip bu “guru”da nereden çıktı şimdi demeyin !…

Bunu biz çıkarmadık !…

Bunu bizim anlı şanlı medyamız çıkardı… Hem de sanki hep birlikte ağız birliği etmişçesine bizim bildiğimiz kırk yıllık “kuru” gitti, yerine “guru” geldi.

Biz kendimizi cahil sanıyorduk ama değilmişiz !…

Cehaletin bu kadarına da pes !…

“Yemek Guru’su” gelmiş, “Şarap Guru’su” gitmiş… “Pazarlama Guru’su” aşağı… “Seyahat Guru’su” yukarı… Guru… Guru… Guru…

Arkadaşlar milyon kere mi yazalım ?… Üstünü çizerek söylüyoruz…

“Guru” değil, kuru, kuru, kuru…

Hem “guru” diyerek incittiğiniz kişiler bunu duyarlarsa üzülmezler mi ?…

Şimdi bize de kalkıp, “zırterenköy gurusu” deseniz bunun bizim üzerimizdeki olumsuz etkisinin nerelere varacağını bilebilir misiniz ?

Biz de karşılık olarak size “medya kurusu” yerine, “medya gurusu” desek bu hoşunuza gider mi ?…

Hem bu alışkanlık burada da kalmaz…

Bugün “kuru”ya “guru” diyorsunuz, yarın kalkar “yaş”a da “gaş” demeye başlarsanız işte o zaman ayıkla taşın pirincini…

Buyrun Hamdi bey !…

  • Kategori: ZIRTCEO
  • “ŞAŞKIN BANKACI !…”

    1000 TL yatır, faiziyle birlikte 900 TL al !…

  • Kategori: GICIK
  • “Genç ölenler asla ölmezler” derler…

    Doğrudur…

    Michael Jackson da, 51 yaş gibi,  günümüz koşullarında genç bir yaşta “aramızdan ayrıldı” demek yerine, genç ölenlerin “arasına katıldı” demek daha doğru gibi…

    Tıpkı 1980′de, 40 yaşında fanatik bir hayranı tarafından öldürülen, “BEATLES”ın efsane çocuğu JOHN LENNON gibi…

    Tıpkı 1971′de, 28 yaşında uyuşturucudan ölen “DOORS”un efsane solisti JIM MORRISON gibi…

    Tıpkı 1979′da, 44 yaşında kalp krizinden ölen “ROCK AND ROLL”un efsane kralı ELVIS PRESLEY gibi…

    Tıpkı 1969′da, 27 yaşında uyuşturucudan ölen “ROLLING STONES”un efsane gitaristi BRIAN JONES gibi…

    Tıpkı 1991′de, 45 yaşında uyuşturucudan ölen “QUEEN”in efsane solisti FREDDY MERCURY gibi…

    Tıpkı 1970′de, 28 yaşında uyuşturucudan ölen efsane gitarist JIMMY HENDRIX gibi…

    Milyonlarca hayranını peşinden koşturan, paraya, üne ve herşeye sahip ünlüler biraz bencil mi oluyorlar nedir ?…

    Yoksa bunca sevenlerini üzüntüye boğmak uğruna kendi sonlarını çabuklaştırmaya neden uğraşsınlar ki ?…

    Michael Jackson siyah bir ilahtı…

    Taa küçüklüğünde çalışmaya başladığı aile grubu “Jackson’s Five”taki performansıyla, ilerde ne olacağını belli ettiği zamanlardan beri güzel, yakışıklı bir siyah…

    Ancak o anlaşılmaz bir dürtüyle derisinin rengini beyazlaştırmayı tercih etti, bu uğurda yıllar süren tedavilerden geçti…

    Ah Michael ah !…

    Siyah ve beyaz, renk skalasının iki ucunda yer alan birbirine en zıt iki renktir…

    Aralarında da onlarca farklı tonda renk vardır…

    Siyah, siyah olduğu için, beyaz da beyaz olduğu için güzeldir…

    Ancak ölüm için siyah veya beyaz hiç fark etmiyordu…

    Ölüm karşısında birinin diğerine hiçbir üstünlüğü yoktu…

    İkisi de birdi…

    Tıpkı dün olduğu gibi…

  • Kategori: ZIRTCEO
  • “NİNNİ YAVRUM NİNNİ !…”

    Patron,

    Direktiflerin uyarınca insanları mutsuz eden en önemli sorunları çözmeye devam ediyoruz…

    Sıra geldi her gece milyonlarca insana tatlı uykuları zehir eden kötü rüyalar, yani karabasanlar sorununu çözmeye…

    Sivri zekalı danışmanlarım bu kez sorunu nasıl olduysa hemen benimsediler. Nedenini sonradan öğrendim. Meğer onlar da her gece uykularında korkunç karabasanlar görüyorlarmış.

    Bana anlattıklarına göre birisi en son düşünde “Buş’tan sonra Amerika’ya Başkan olduğunu” görmüş, çığlıklar atarak uyanmış… Bir diğerininkin de “Dolar öyle değer kaybetmiş ki, bir milyon Dolara ancak bizim bir simit alınabiliyormuş…” Diğeri “Damdan düştüğünü ve darbe sonucunda dünyanın en zeki insanı olduğunu ve 2 kere 2′nin 4 olduğunu çözebildiğini” görmüş, terden sırılsıklam uyanmış…

    Bu nedenle de danışmanlarım ilk akıllarına gelen bir dizi çözüm önerisini bana sundular. Buna göre :

    - Sorunun kökünü kazımak için herkese uykuyu yasaklayacağız. Uyumayınca, kimse değil karabasan, düş bile göremeyecek…

    - İnsanlar uyku nöbeti tutacaklar. Uyuyan birinin başında bir başkası nöbet tutacak ve uykuda huzursuzlanıp, kıvranmaya başladığı anda hemen uyandırarak, karabasan görmesini daha en başında engellemiş olacaklar…

    - Herkese akşam yemeğini yasaklayacağız. Böylece boş mide ile uykuya yatan insanlar düşlerinde yalnızca güzel yemekler, ızgaralar, tatlılar görecekler…

    - “İnsanlar her zaman bebekliklerindeki ninni’leri özlüyor” başlıklı, Nobel adayı tezimize göre, her gece yaşlılar gençlere uyumadan önce “ninni” söyleyecekler. “Ninni yavrum ninni, uyusun da büyüsün ninni.” Bu ninni ile huzur içinde uykuya dalan herkes, karabasan değil, bebekliklerindeki gibi süt dolu biberonlar görerek huzur içinde uyanacaklar…

    Bu sorunu da yukarıdaki gibi çözdüğümüz anda, insanlar her sabah mutlu bir şekilde uyanacaklar, çevrelerine karşı güleryüzlü olacak, iş verimleri artacağı için de ekonomiye katkıları çoğalacaktır…

    Ben de dün gece düşümde bir sürü biberondan süt içiyordum. Bugün de kendimi müthiş keyifli ve verimli hissediyorum…

    Patron, biz dünyanın en önemli sorunlarını böyle şıp diye çözersek, 8 yılın kalan kısmında ne yapacağız ?…

    OBAMA

  • Kategori: ZIRT TO ZIRT
  • “ŞAŞKIN SATICI !…” (2)

    TÜM MODELLERDE ETİKETİN 2 KATI !…

  • Kategori: GICIK
  • Medya palavrayı artık “karış karış” atmaya başladı…

    Bu  herhalde toplu palavra atmaktan daha iyidir…

    “Karış karış” palavrasına göre, birisi “Amerika’yı karış karış” gezmiş…”

    Harfleri tek tek yazsak daha iyi olacak…

    O, h, a ve de ç, ü, ş !…

    Amerika dediğiniz 4 milyon kilometrekarelik koskoca bir ülke…

    Bir karış ise 15-20 santim…

    Her karışta 15-20 santim giderek 4 milyon kilometrekarelik koskoca bir ülke gezilebilir mi diye soracak olursanız bizim medya’ya göre gezilebilir, hem de tıpış tıpış !…

    Bir tek kaç milyon yılda gezilebileceğini belirtmeyi unutmuşlar !…

    Bu kez “Amerika’yı karış karış gezdiği” söylenen kişi ile görüşmeye biz de “karış karış” gezerek gideceğiz…

    Bu nedenle de bu görüşme epey ilerde olacak gibi…

    Görüşmeye doğal olarak Amerikan medyasını da çağıracağız ki, onlar da palavra nasıl atılırmış öğrensinler…

    Dünya medyası kırk fırın ekmek yese yine de bizim medya’ya yetişemez…

    “ŞAŞKIN TURİZMCİ !…”

    6 GECE KAL…

    7 GECE ÖDE…

  • Kategori: GICIK
  • Patron,

    Herkesin derdini çözelim derken, kendi dertlerimizi unuttuk…

    Sorma Patron, benim ilk kez sana açacağım öyle bir derdim var ki, bilmiyorum dünyada benden başka böyle bir derdi olan biri var mıdır ?…

    Derdim şu Patron ; sigarayı bırakmak istiyorum ama bir türlü beni bırakmıyor…

    Bu dert niye beni buldu, onu da bir türlü anlayabilmiş değilim…

    Sigarayı kandırmak için dökmediğim dil kalmadı…

    “Cici sigara, güzel sigara, tatlı sigara, bak şimdi severek ayrılalım, eğer mutlu olmazsak yeniden barışalım” diyorum ama boşuna…

    Ben ne kadar onu bırakmak istesem de o beni bırakmıyor…

    Benim neyimi seviyor onu da bilmiyorum…

    Onu kıskandırmak, küstürmek için purolarla, pipolarla aldatayım diyorum, hiç oralı olmuyor…

    Sivri zekalı danışmanlarıma danışmak hiç adetim değildir. Ama bu kez geleneği bozdum ve hepsine tek tek sigarayı nasıl bıraktıklarını sordum…

    “Patron” dediler “bu dünyanın en kolay işi, gördüğün gibi hiçbirimiz sigara içmiyoruz” dediler.

    “Peki ama nasıl başardınız ?…” diye sordum…

    Hepsi de ceplerinden birer açılmamış sigara paketi çıkardılar.

    Erkek danışmanlarımın çıkardığı paketlerin üzerinde elle kocaman harflerle yazılmış “Vefasız Betty”, “Zalim Linda”, “Duygusuz Katherine” gibi yazılar varken, kadın danışmanlarımın çıkardığı paketlerin üzerinde de yine elle kocaman harflerle yazılmış “Boyun devrilsin Jack”, “Sürüm sürüm sürünesin Henry”, “Beni o şırpıntı ile nasıl aldatırsın alçak Richard” gibi çok duygusal yazılar vardı…

    Danışmanlarım durumu açıklama gereği duydular… “İşte Patron” dediler “hepimizi geçmişte şutlayan birer sevgilimiz vardı. Adlarını sigara paketlerinin üstüne yazarak ve sigara içmeyerek biz de onlardan geçmişin intikamını alıyoruz. Sen de aynısını yap. Seni de mutlaka geçmişte şutlayan bir sevgilin olmuştur. Sen de onun adını sigara paketinin üzerine yaz, eline aldığında nefretle bırakırsın. Bu kadar basit…”

    İyi güzel de Patron, ben bu sivri sivri zekalılara nasıl anlatırım ki Lucy, Pamela, Nancy, Rachel, Jane, Kimberley, Doris,  Mary, Rose, Jodie ilk aklıma gelenler ve daha onlarcası… Hepsi de geçmişte beni şutladılar…

    Bu durumda ben en az 100 paket sigarayı nasıl ve neremde taşırım ?…

    OBAMA

  • Kategori: ZIRT TO ZIRT
  • “ŞAŞKIN SATICI !…” 1

    3 AL…

    4 ÖDE…

  • Kategori: GICIK
  • “RUJ !…”

    Bu satırların yazarı, yaratıcı beyinleri, yaratıcı yetenekleri hep takdir etmiştir…

    Yaratıcı fikirler uygulandığı alanda çoğu zaman başarıyı da beraberinde getirmiştir…

    Yaratıcılığın en çok en çok uygulandığı alanlardan biri de reklam sektörüdür…

    Çünkü yaratıcı fikir görsel, işitsel ve basılı medya kanalıyla çok geniş kitlelere ulaştırılma olanağına sahiptir…

    Böyle olunca gördüğü parlak buluşlu bir ürün reklamından etkilenmeyen çok az insan vardır…

    Ben de bugüne kadar izlediğim, zeka fışkıran cok sayıdaki ürün reklamından etkilenmişimdir…

    Ancak, hiçbiri yaratıcılıkta ve parlak zekada, yıllar önce bir dergide gördüğüm bir ruj reklamının önüne geçememiştir…

    Kendi beğeni düzeyimde bir numaraya oturan bu müthiş yaratıcı reklamın yaratıcısının bu satırları okuması çok zayıf bir olasılık. Bu yazı yaratıcılığına duyduğum bir saygı yazısıdır…

    Reklamını yaptığı ruju öylesine yüceltmiş ki, o dergide tam sayfa reklamı gören kişilerde hemen satın alma veya eşine, sevgilisine armağan etme duygusu uyandıran, sevdayı yücelten, yaşam coşkusu veren müthiş bir mesaj içeriyor…

    Kendi kısıtlı yaratıcılığımla kıyaslayarak, böyle yaratıcı bir beyne, böyle parlak bir zekaya nasıl sahip olunabilir ki, diye çok düşünmüşümdür…

    Herhalde bu dahilere özgü doğuştan gelen bir yetenek olsa gerek…

    Başka bir açıklaması da olamazdı…

    İşte o basit, abartısız, fakat aynı zamanda çok çarpıcı olan ruj reklamı ;

    Sayfanın tam ortasında bir çift kırmızı dudak resmi, onun yanında reklamı yapılan rujun küçük bir resmi ve hemen altında tek cümlelik o müthiş mesaj :

                    “DÜNYA’NIN EN ÇOK ÖPÜLEN RUJU…”

  • Kategori: ZIRTCEO