30 Tem
Patron,
İnsanların içindeki “gizli mutluların” sayısını arttıralım projemiz çerçevesinde, gizli servis ajanlarıma dünya çapında yaptırdığım çok gizli bir araştırmaya göre, iyi haber alan insanların mutlu olduğunu saptamış bulunuyorum. Ancak iyi haber alan insanlar binde bir gibi düşük bir oranda…
Demek ki bu sorunun çözümü oldukça basit…
Ne yapıp edip, her fırsatta insanlara iyi haberler vermemiz gerekiyor…
Bunun bir denemesini yapmak için sivri zekalı danışmanlarımı toplayıp, “şimdi” dedim, “hepiniz sırayla bana birer iyi haber verin bakalım…”
Patron, bana verdikleri iyi haberlere bak !…
- Kaynananın 100. doğum günü kutlu olsun Patron…
- Bu yaz Beyaz Saray sivrisineklerin saldırısına uğrayacak ve hepimizi yiyecekler…
- Kenyaspor bu yıl kesin ligden düşer…
- Tüm Amerikan başkanlarını kaçırdıkları gibi, uzaylılar birgün seni de kaçıracaklar ve yerine bir benzerini gönderecekler…
- Bizim gibi danışmanların olduğu sürece ne senin ne de dünyanın başı dertten kurtulmaz…
“Yeter, kesin artık” demek zorunda kaldım…
Halka böyle haberler verecek olursak hepten depresyona ve bunalıma girerler…
Hemen ayrıntılı bir plan yapın ve hergün dünyada en az bir milyon kişiye iyi haber vererek “gizli mutluların” sayısını arttırın…
Bu çerçevede halka verilecek iyi haberleri onayım için bana getirin…
İşte Patron, halka verilecek ilk iyi haberler…
- Dünyanın en zengin kişisi, servetini 10 milyar Dolar daha arttırdı…
- Ferrari’lerin fiyatı bir milyon Dolara düştü…
- Bir hamburger hala bir simitten ucuz…
- Başkan tüm danışmanlarının maaşlarına % 100 zam yaptı…
- İsteyen 20 milyon Dolar verip uzay istasyonuna çıkabilir…
- Yoksullara yardım gecesinde masalarda kuş sütü bile vardı…
- Zırterenköy web sitesini yakında,senden ve benden başka üçüncü bir kişinin daha tıklaması bekleniyor…
OBAMA
30 Tem
Birkaç gün önce yayınladığımız, Napolyon ile ilgili çok önemli tarihi bir gerçeği açıklayan yazımızdan sonra, zırterenköylülerden milyonlarca teleks ve telgraf aldık…
Hepsi de bize, “Darjan, Darjan, Darjan” ne demek diye soruyorlar…
Ne diyelim bilmem ki ?…
29 Tem
Yabancılar ne güzel Benjamin’in adını kısaltıp “Ben” diyorlar…
Neden kimse benim adımı da kısaltıp bana “Bün” demiyor ?…
BÜNYAMİN
29 Tem
İnsan düşünmeye başlayınca, bizlere bugüne kadar yutturulmuş ne kadar çok “doğru bildiğimiz yalanlar”ın farkına varıyor…
Ya biz bu konulara kafa yormamış olsaydık…
Doğaldır ki hepsi yine karanlıkta kalacaktı…
İşte geçmişten gelen yalanlardan biri ;
Neymiş, “bozuk bir saat bile günde iki kez doğru zamanı gösterir”miş !…
Acaba gerçek öyle mi ?…
Saat denilen aygıtın işlevi, insanlara zamanı ve günün hangi saatinde olduklarını doğru şekilde göstermektir…
İnsan zamanı öğrenmek istediğinde ya kolundaki saate, ya masadaki, ya da duvardaki saatlerden birine bakar…
O anda var sayalım ki saat 16:10 olsun…
Duvardaki bozuk saatt te 20:45′te durmuş olsun…
Şimdi gerçek zaman olan 16:10′da bozuk saate bakan bir kişi doğru zamanı öğrenmiş olabilir mi ?…
Gerçek zaman 16:10, duvardaki bozuk saat 20:45…
Arkadaşlar, saat mi kendini size göre ayarlayacak ?… Siz mi kendinizi saate göre ?…
Siz zamanı öğrenmek için saate baktığınızda, saat size doğru zamanı göstermek zorunda…
Yoksa siz kendinizi bozuk saate göre ayarlayıp, tam 20:45′te saate bakmak zorunda kalırsınız ki herhalde böyle sıkıntılı bir işe kimse girmez…
Saat bakıldığı anda doğru zamanı gösteren bir araçtır…
Yoksa bozuk saatin başında nöbet tutup, günde iki kez doğru zamanı yakalamak için değil…
28 Tem
Hep söylenir…
Neymiş, Napolyon “Para, Para, Para”demiş…
Kuyruksuz yalan…
Biz araştırdık, Napolyon asla “Para, Para, Para” dememiştir…
Onun yerine “Darjan, Darjan, Darjan” demiştir…
Beyler, çünkü Napolyon Türkçe bilmiyordu…
Bu da bizim tarihe bir kıyağımız olsun…
27 Tem
Patron,
İnsanlığın başına “son kullanma tarihi” denen virüsü bela eden bozguncu herhalde başarısıyla gurur duyuyor, olanları gördükçe de zevkten dörtgen oluyor, kıs kıs gülüyordur…
Nasıl gülmesin ki !…
O güldükçe insanlık gülmeyi unuttu…
İnsanlar aldıkları her şeyi evirip çevirip o burgacık kargacık yazılarla yazılmış ” son kullanma tarihini” bulup okumaya çalışırken telef olmaya başladılar…
Nasıl olmasınlar ki ?…
Yazıyı bulmak ayrı dert, okumak ayrı dert…
Okumayı başarsalar bile, başlıyorlar kafalarından karmakarışık yüksek matematik hesapları yapmaya…
Önce bugünün tarhini hatırla, sonra ürünün üstündeki “son kullanma tarihini” doğru oku, ikisini birbirinden çıkar, işte aradaki fark ürünün kullanma süresi…
Bu hesap sadece bir ürün için…
Bunun bir de bir sürü ürün için yapıldığını düşünün, kafayı yemek işten değil…
Ooof of, Patron biz bu oyunlara nasıl geliyoruz ki ?…
Bozguncuların planlarını daha başında neden engellemiyoruz ?…
Çünkü bu iş burada kalmaz ve gerisi de gelir, hem de gümbür gümbür…
Eğer ben seçmenlerimi, şey pardon yani insanları iyi tanıyorsam, bu insanlık bundan sonra iğneden çuvaldıza her şeyde “son kullanma tarihi” denen mikrobu soracak, isteyecektir…
Bunun işaretlerini görmeye başladım bile…
Geçenlerde sivri zekalı danışmanlarımla toplantı yaparken, içlerinden biri, “Patron, senin son kullanma tarihin 20 Ocak 2017″ demesin mi ? Sivri zeka aklı sıra benim başkanlıktan ayrılacağım tarihi kastediyor…
Durum ciddi Patron !…
Böyle giderse bu işin önünü alamayacağız ve herkesin üzerine de “son kullanma tarihi” diye emekli olduğu veya olacağı tarih yazılırsa sakın şaşırma…
Bir düşün, süpermarkette üstünde kocaman harflerle “son kullanma tarihi” yazan bir vatandaş, raftan aldığı ürünün “son kullanma tarihi”ni okumaya çalışıyor…
Patron,az kalsın unutuyordum, sahi sizin sitenin “son kullanma tarihi” nedir ?…
OBAMA
27 Tem
ZIRTAIR ile her uçuştan sonra, yürüyen banttan bagajı ilk gelen yolcumuza ödül olarak bir sonraki uçuşunun bilet bedeli, bagajı en son gelen yolcumuz tarafından karşılanacaktır…
Biz yaptık mı böyle promosyon yaparız…
25 Tem
Siz hiç kayısı ağacı altında kahvaltı yaptınız mı ?…
O kayısı ağacı daha minicik bir fidanken bahçenizin güzel bir köşesine diktiniz mi ?…
O minicik fidanın yıllar geçtikçe, iyi bakıldıkça, sulandıkça, serpilip, gelişip kocaman bir ağaca dönüştüğüe tanık oldunuz mu ?…
Zamanı gelince de, sanki size teşekkür etmek istercesine, tüm dallarından sarkan güzelim kayısıları size sundukça içinizde sevinç çağlayanları, coşkuları oluşmadı mı ?…
Ondan sonra da o güzelim yaz ayları sabahlarında, o güzelim kayısı ağacının altında zevkle kahvaltınızı yaparken, elinizi uzatıp en yakındaki daldan kopardığınız ballı bir kayısıyı ağzınıza atarken mutluluktan uçtuğunuzu hissetmediniz mi ?…
Eğer bunları yaptıysanız, bu satırların yazarı gibi dünyanın en şanslı insanlarından birisiniz demektir…
Çünkü yaşam küçük, sevgi dolu, özveri dolu mutluluklardan oluşan bir demet gonca güldür…
Bu mutluluğu para ile satın alamazsınız, para ile değişemezsiniz ve öyle bir an gelir ki, dünyanın tüm maddi kaynakları bir yana, bu mutluluk bir yana dersiniz…
Siz hiç kayısı ağacı altında kahvaltı yaptınız mı ?…
25 Tem
İNTERNET / İNTERBULANIK
BİNGO / BİNGİT
KAFADAR / KAFAGENİŞ
SAKIZ / SAOĞLAN
PİYAZ / PİKIŞ
23 Tem
Patron,
İnsanlar içindeki “gizli mutlular”ın sayısını arttırmak için kışın en soğuk zamanlarında bile nasıl dur durak bilerek çalıştıysam, yazın bu en sıcak günlerinde bile aynı heyecanla çalışıyorum…
Sırada arada sivri zekalı danışmanlarımla da toplantılar yapıyorum…
Bu toplantılar sırasında çok önemli bir şey saptadım…
Toplantının en heyecanlı yerinde ve susuzluğumuzun en çok arttığı anda, soğuk bir şeyler içmek için ara verdiğimizde, dikkat ettim ki herkes içtiği soğuk su, gazoz, soda ve koladan sonra derin bir “ooohhh !…” çekiyor ve çevresine mutlulukla gülümsüyor…
Bu mutluluk da saatlerce sürüyor…
Patron, çok büyük bir keşif yapmak üzereyiz…
Yazın havalar ısındıkça insanlar bunalıyor, terliyor ve soğuk bir şeyler içmek istiyor…
İçtikten sonra da “ooohhh !…” diyerek mutlu oluyorlar…
Bu da bizim hep istediğimiz bir şey…
Demek ki insanların mutlu olması için soğuk bir şeyler içmesi, soğuk bir şeyler içme isteğinin oluşması için havanın çok sıcak olması, havanın daha da sıcak olması için de küresel ısınmanın çok hızlı artması gerekiyor…
Patron, bu da gösteriyor ki, “küresel ısınmaya hayır” diyerek sabah akşam canımızı sıkan bozguncular, aslında insanların mutlu olmasını istemiyorlar…
Biz, her zamanki gibi, bildiğimizden şaşmayacak ve bu yerkürenin iyice ısınması ve insanlığın mutluluğu için elimizden geleni yapacağız…
Bu başarı da hepimizin olacak !…
Şimdi artık bir bardak soğuk su içeyim de derin bir “ooohhh !…” çekeyim…
O da ne ?… Bu su biraz önce buz gibiydi, şimdi içilemeyecek kadar ısınmış… Nedeni ne ola ki ?…
OBAMA