30 Eyl
Bizim medya, “Dünya Medyalararası Palavra Atma Yarışması”na katılsa, kesinlikle açık ara farkla birinci olur…
Çünkü iddia ediyoruz ki, şöyle bir palavrayı, bizim medya’dan başkası atamaz ;
“Keçileri kaçırdı !…”
Haydaaa…
Buyrun burdan yakın diyeceğiz ama diyemiyoruz, çünkü sigara yasağı var…
Hepimizin başına gelmiştir…
Otobüs kaçırırız, dolmuş kaçırırız, tren, vapur, uçak kaçırırız ama herhalde hiç keçi kaçıranımız olmamıştır…
Hem neden keçi ?…
Neden at, eşek, inek, dana, öküz, koyun, manda, tavuk, horoz değil de keçi ?…
Keçideki sır ne ?…
Hem kaç tane keçi kaçırmış ?…
Neden kaçırmış, nasıl kaçırmış, nereden nereye kaçırmış ?…
Sorular çok, ancak medyadan tık yok !..
Biz buradan medyaya açık saçık çağrıda bulunuyoruz…
Canımız medya, böyle esrarengiz palavralar atarak bizi meraktan çatlatmak mı istiyorsun ? Bize neden böyle işkence ediyorsun ? Eğer niyetin gerçekten de çatlatmaksa, sevinebilirsin…
Çünkü işte meraktan çatlıyoruz…
ÇAT !…
30 Eyl
Televizyonlarda hemen her programın bir sponsoru var…
Nedense bir tek reklamların yok…
Reklamlar bu kadar sahipsiz mi?..
Neden hiç bir firma reklamlara sponsor olmuyor?..
“TURKCELL REKLAMLARI SUNAR” dense,şık olmaz mı?..
28 Eyl
Patron,
Beni neden bizim memlekete Başkan seçtirdin ki?..
Benimki de can değil mi?..
Sen benim 15 gündür neler çektiğimi biliyormusun?..
Tükendim,pireydim,şey pardon yani bittim,mahvoldum…
Yok Birleşmiş Milletler Genel Kurulu,yok G-20 toplantıları,yok F-16,yok M-15 derken,dünyanın dört bir yanından gelen yüzlerce liderle görüşmek zorunda kaldım…
Hepsine de,elimden geldiğince konukseverlik gösterdim…
Ama herkesi memnun edemiyorsun ki!..
Ni York’a çöl çadırıyla gelip,bizim Sentrıl Park’a çadırını kurmak isteyen bir lideri ben nasıl memnun edebilirim ki?..
Neyse ki bizim emlakçı Danıld devreye girdi de,Ni York’taki bir arsasına çadırı kurdurdu…
Benim tanıdığım Danıld,o arsayı o lidere okkalı bir fiyattan okutmuştur…
Konukseverliğim gereği,G-20 liderlerine bir akşam yemeği vereyim dedim,bin pişman oldum…
Bir jest yapıp,bizim hanımla birlikte hepsini kapıda karşılamaya karar verdik,tam 3 saat ağaç olduk!..
20 liderin bir akşam yemeğine gelmesi 3 saat sürer mi Patron?..
Ben de onların memleketlerine gittiğimde hepsini ağaç edeceğim valla…
O yorgunluk ve kafa karışıklığıyla da,Sarkozi diye,onun hanımı Karla’yı tam 4 kez öpmeyeyim mi?..
Bizim hanımın çimdiklemesi ile kendime geldim…
Daha bunun şokunu atlatmadan,çapkınlıkta dünyaca ünlü Berluskoni,gözümün önünde bizim hanıma iltifatlar yağdırmasın mı?..
Tanrım bana sabır ver deyip,kendimi tuttum…
Çünkü adım gibi biliyorum,eğer adama orada bir girişseydim,G-20′lerin sayısı bir anda G-19′lara düşecekti!..
Onca yorgunluktan sonra da,ertesi günü basın toplantısı yapıp,kıytırık bir sürü soruyu yanıtlamak zorunda kaldım…
Sorular da soru olsa gocunmayacağım…
Hepsi de,”akıl alan”saçma sapanca sorular.İçlerinde bir tane bile,ilaç için olsun”akıl almaz”soru yok!..
Zaten kesin kararımı verdim.Bundan sonra basın toplantılarında kimsenin bana soru sormasına izin vermeyeceğim…
Gazetecilerin hepsine teker teker ben soru soracağım…
Bakalım ondan sonra da benim basın toplantılarıma gelmeye cesaret edebilecekler mi?..
Patron,lütfen beni en kısa sürede bu Başkanlık görevinden azlet ve bizim Ohayo’lu Rufus’a ayarladığın gibi,bana da sizin ofiste önemli bir görev ver…
Yok olmaz diyorsan ,bana tıpatıp benzeyen birini bul,gönder…
Angarya işler olduğu zaman onu benim yerime koyar,ben de keyfime bakarım…
OBAMA
28 Eyl
-Ben izninizle üstümü değiştirip geleyim…
-Ben de izninizle altımı değiştirip geleyim…
26 Eyl
Geçen hafta söz verdiğim gibi,(yanlış anlaşılmasın,söz veririm ama borç vermem)işte bugüne kadar başardıklarımı açıklıyorum…
Kekemeliğim geçtikten ve liseyi de bitirdikten sonra,yıldırım gibi bizim Ohayo’nun mümbit iş ortamına atıldım…
Ohayo’yu seviyordum,Ohayo’ya aşıktım…
Benim gibi herkesin de sevmesini istiyordum…
Bunu gerçekleştirmek için,ben de Ni York’luların yaptığı gibi,Ohayo için tişörtler bastıracaktım…
Ni York’lular, “I LOVE N.Y.” yazılı tişörtleri peynir ekmek gibi satıyorlardı…
Uyanıklar,”LOVE”sözcüğü yerine kalp resmi koyup,bir de Ni York’un baş harflerini alıp kısaltarak,N.Y.yapmışlardı…
Bu iyi bir fikirdi…
Ben de “Ohayo”yu kısaltacak ve”love”yerine de kalp resmi koyacaktım…
Kısa süre sonra da, “I LOVE OHA” yazılı binlerce tişörtle işporta tezgahımı açtım…
İlk tişörtü de üstüme giymiştim…
O da ne ?..
Günler,haftalar,aylar geçti,bir tek tişört bile satamadım…
Gelip geçenler,üstümdeki ve tezgahtaki tişörtleri görünce,satın almak bir yana,öküzün yavaş trene baktığı gibi bakıyor,sonra da “OHA” deyip gidiyorlardı…
Halbuki ben,Ni York’luların başarılı taktiğini aynen uygulamıştım…
Onlar,”I LOVE N.Y.”tişörtlerini kapış kapış satarken,benim”I LOVE OHA”yazılı tişörtlerimin hepsi elimde kalmıştı…
Acaba nerede hata yapmıştım?..
Anlamaya fırsat kalmadan battım…
Umutsuzluk içindeyken,cebimdeki son parayla oynadığım lotodan büyük ikramiyeyi kazandım…
Milyonlarca Doların sahibiydim ve yine,yeni,yeniden yatırımlara giriştim…
“OHA TV”yi kurdum,kimse izlemediği için battı…
“OHA GAZETESİ”ni çıkardım,kimse okumadığı için battı…
“OHA RADYO”yu kurdum,kimse dinlemediği için battı…
Bizim Kentaki’li tavukçulara özenerek,”KENTAKİ ÇIKIN”gibi,ben de”OHA ÇIKMAYIN”ı kurdum,kimse yemediği için battı…
Sonuç olarak ne iş yaptıysam batırdım…
Yine beş parasız kalmıştım…
Bu kez lotodan para falan çıkmadı…
Ama başıma tam anlamıyla talih kuşu kondu…
Çünkü bendeki bu “batırma” yeteneğini farkeden bizim Patron,”senden iyi kılavuz,şey pardon yani iyi danışman olur”diyerek beni işe aldı…
Çünkü,ilerde bizim memlekete Başkan olacağı içine doğmuştu…
“Ben Başkan olunca”dedi,”önce bizim memleketi,sonra da dünyayı seninle birlikte kurtaracağız…”
İşte o gün,bu gün,bu batırma,şey pardon yani kurtarma görevimizi tüm gücümüzle yerine getiriyoruz…
OHAYO’LU RUFUS
26 Eyl
Bugün al,20 yıl sonra ödemeye başla !..
25 Eyl
Bu iş bizim fena halde kanımıza dokunmaya başladı…
Bugüne kadar hep uzaylılar dünyalıları kaçırdı…
Hiç kimsenin “gık”ı bile çıkmadı…
Kimsenin de sormak aklına gelmedi…
Bu uzaylılar dünyalıları kaçırıyorlar da, “neden keçileri kaçırmıyorlardı ?…”
Kaçıramazlardı, çünkü dünyada ne kadar keçi varsa, hepsini biz dünyalılar kaçırıyorduk !…
Şimdi soruyoruz, bu uzaylıların küstahlıklarına ve azgınlıklarına karşı, dünyayı bizden başka koruyacak kimse yok mudur ?…
Bu uzaylılardan dünyalıların intikamı alınmayacak mıdır ?…
Ne demektir bir dünyalıyı yerden alıp uçan daire ile kaçırmak ?…
3 oda 1 salon normal bir daireye kaçırsalar olmaz mı ?…
Bu dünyaya karşı konmuş ne berbat bir postadır ?…
İşin acı yanı da, kaçırılan dünyalıların serbest bırakıldıktan sonra, sanki bu iş çok hoşlarına gitmiş gibi davranmaları ve herşeyi güle oynaya anlatmalarıdır…
Biz onların, uzaylıların safına geçmiş casuslar olduğuna inanıyoruz…
Geri zekalı uzaylılar, daha kaçırılmanın bile nasıl yapılacağını bilmiyorlar…
Yerden alıp, hooop uçan daireye…
Hepsi bu kadar…
Ama biz onları bir kaçırmaya başlarsak, kaçırılmanın ne demek olduğunu anlayacaklar…
Hepsini de Everest’ten başlayarak, dünyanın en yüksek dağlarına kaldıracağız…
Yeter ki, evet yeter ki, şu anda bizi kaçırmış oldukları bu uçan daireden bir kurtulalım…
Bak gör o zaman uzaylılara neler yapacağız !…
25 Eyl
FORMULA 1 YARIŞLARINDA BÜYÜK SKANDAL !..
Formula 1 yarışını kazanan otomobilde doping kuşkusu !..
Bu kuşku üzerine,yarışı kazanan otomobilde yapılan incelemede doping etkisinin,motorda kullanılan “CASTROL EDGE” motor yağından kaynaklandığı anlaşılmıştır…
23 Eyl
Patron,
Altını veya üstünü çizmeden açıkça söylüyorum…
Seni kıskanıyorum…
Çünkü harika bir ülkede yaşıyorsun…
Televizyonda sizin memleketteki haberleri izledikçe de kıskançlığım arttıkça artıyor…
Bu haberlerin bir tanesi bile bizim memlekette olsun, 1 Dolar da borcum olsun,razıyım…
Bunları nasıl başarıyorsunuz?..
Bu işin sırrı nedir?..
Bunların akıllara durgunluk vermeyen bir açıklaması yok mudur?..
Geçenlerde,sizin Başkent Belediyesinin,”yağmur yağarken çimleri sulattığını”bildiren haberi izlerken ağzım açık kalmıştı…
Dün akşamki haberde ise gözlerim faltaşı gibi açıldı…
Sizin İstanbul Belediyesinin metrobüsleri,iş çıkışı saatinde tıklım tıklım dolu olan duraklarda durmadan ve yolcu almadan geçip gidiyorlardı…
En sonunda duraktan geçen dördüncü veya beşinci metrobüs polis zoruyla durduruluyor ve yolcuların binmesi sağlanıyordu…
Metrobüsün sürücüsü,”neden duraklarda durmadıkları”sorusunu ise,”üstlerime sorun”diye yanıtlıyordu…
Patron,metrobüslere “duraklarda durmayın”talimatını veren o yetkiliyi bulun…
Bulun ve derhal bize gönderin…
Çünkü o,otobüslerin her durakta durmasının zaman kaybı olduğunu ve bunun gereksizliğini kavramış parlak bir zeka…
Çünkü o bir “dahi”…
Bizim memleketin o’na ihtiyacı var…
Ne demek otobüslerin her durakta durarak zaman kaybetmesi…
Hiç olurmu öyle şey…
Bizim buradaki sivri zekalılar,birkaç yolcu için bile,koskoca otobüsleri her durakta durdurmayı marifet sayıyorlar…
Sizin “dahi”buraya gelmeli ve burada da işleri bir düzene sokmalı…
O yeter ki gelsin…
Memlekette ne kadar belediye varsa,hepsinin otobüs işletmelerini kendisine bağlayacağım…
Bu yetmez,ne kadar metro ve tren işletmesi varsa,onları da kendisine bağlayacağım…
Ondan sonra da, kendisinden beklediğim gibi,sizin”dahi”nin vereceği emirle,bizim memlekette doğudan batıya,kuzeyden güneye tüm otobüsler,metrolar ve trenler,hiçbir durakta durmadan,hiçbir yolcu bindirmeden ve indirmeden,vızır vızır işlemeye başlayacak…
Böylece duraklarda gereksiz dur kalklar olmayacağı için,her türlü gecikme de ortadan kalkacak…
Dur kalkın neden olduğu gereksiz yakıt israfı da son bulmuş olacak…
Patron,sizde bu kadar çok”dahi”olmasaydı,bizim memleketin hali nice olurdu,biz bu sorunları nasıl çözer,nasıl altından kalkardık?..
OBAMA
23 Eyl
Şu anda biz esniyoruz…
Bu yazıyı okuduğunuz için esneme aklınıza geleceğinden,şimdi siz de esneyeceksiniz…
İyi esnemeler…
He…He…He…