5 Eyl
Ne o?..
Yoksa bu dünyada derdi olan insanlar da mı varmış?..
Valla hiç haberimiz yoktu,çok şaşırdık!..
“Dertli insan olur muymuş hiç?..”
“Doğru bildiğimiz yalanlar”tam gaz gidiyor!..
İnsanların başlarına ne tür dertler gelebilirmiş ki?..
Bu dünyada herkesin,”bir eli yağda,bir eli balda”değil mi?..
Ne kadar da zor bir işe girişmişsin be amca?..
Önce,”bir dert sahibi olmak gibi!..”bir zorluğun üstesinden geleceksin,sonra da o derdini kime söyleyeceksen söyleyeceksin ki,derman bulasın!..
Hey amca,sakın sen uzaydan falan gelmiş olmayasın?..
Çünkü ayakların yere basmıyor da!..
Yoksa sizin köyde işler bu kadar kolay mı yürüyor?..
Söyle derdini,bul dermanını!..
Vay be,bu kadar kolay ha!..
Belki haberin yok ama,o devirler tarih öncesinde kaldı…
Şimdi kaldır başını da,çevrene şöyle bir bak!..
Ne görüyorsun?..
Herşey para olmuş,bencillik olmuş,üç kuruşluk çıkar olmuş değil mi?..
Her türlü değer yargısı,onur,gurur beş para etmez olmuş!..
Hainlik,nankörlük sarmış her yanı!..
Hele hele bir de üstüne üstlük derdin var,paran da yoksa yandığın gündür…
İstersen,gel seninle bir iddiaya girelim…
Senin bize getireceğin,”derdi ve parası olup,derman bulan”her bir kişiye karşılık,biz de sana,”derdi olup ta parası olmadığı için derman bulamayan” bin kişi getirelim…
Sen de göreceksin ki,”derdini söylemeyen derman bulamaz”palavrası ve derdi olana derman bulan enayiler hep geçmişte kalmış!..
Ne dersin,var mısın?..
e-mail : zirterenkoyyy@hotmail.com
21 Ağu
Her dakika 60 saniye !… Yani eşit…
Her saat 60 dakika !… Yani eşit…
Her gün 24 saat… Yani eşit…
Her hafta 7 gün… Yani eşit…
Peki ya aylar ?… Aylar eşit mi ?…
Değil tabii, kimi 30, kimi 31 çekiyor, zavallı Şubat ta 28…
İyi valla !… Haksızlığın bu kadarına da pes !…
Her ay 30 çeksin, 31 çeksin, gariban Şubat 28′de kalsın !… Adalet mi bu ?…
Bir de alay edermiş gibi, her yıldan 6 saat arttırıyorlar ve 4 yılın sonunda topladıkları 24 saati sadaka gibi Şubat’a vererek 29 çektiriyorlar…
Sözde teselli armağanı…
Ama Şubat artık sahipsiz değil !…
Bu haksızlığa son vermek için kolları, paçaları ve duvarları sıvadık !…
Her ay gibi Şubat’ın da 30 veya 31 çekmeye hakkı var…
Peki bu büyük haksızlık nasıl olmuş ?…
Herşey çok net ve açık. Kalan 11 ay uyanıklık yapıp, Şubat’ın saflığından da yararlanarak her ay Şubat’ın 1-2 dakikasını kendi üzerlerine geçirmişler… Böylece 11 ayın hepsi 30 veya 31 çekerken, Şubat 28′de kalmış…
Eğer biz bu durumu fark edip te olaya el koymasaydık, belki de Şubat gelecek yıl 27, sonra 26, 25 çekeyim falan derken yok olup gidecekti !…
Biz de o zaman 35-40 gün çeken kalan 11 aya mahkum olacaktık !…
Şimdi biz bu büyük haksızlığa son vermek için, Ocak’tan başlayarak Aralık’a kadar 11 ay’ın hepsine çok açık ve net bir uyarıda bulunuyoruz ;
“Bugünden tezi yok, Şubat’tan tırtıkladığınız günleri derhal Şubat’a geri verin ki, Şubat ta sizler gibi bazen 30, bazen 31 çeksin…
Yoksa bu kez Şubat sizden günleri öyle bir tırtıklamaya başlayacak ki, hepiniz neredeyse bir haftayı zor çekeceksiniz !…”
Gelecek yıl 30 Şubatta görüşmek üzere!..
18 Ağu
Korktuğumuz başımıza geldi…
Geleceği de sanki içimize içimize doğmuştu…
Hani derler ya,”sivri zekalılara malum olurmuş”,işte aynen öyle oldu galiba…
Çünkü tüm belirtiler o yöndeydi…
İkisinden de daha büyük bir sözün geleceği hemen hemen belli gibiydi…
Ey,”falan filan” gibi bir büyük sözü başımıza dert eden Üstat…
Ey,”lamı cimi yok”gibi daha da büyük bir sözü başımıza bela eden Üstat…
Sizlerin hiç bir suçu,hiç bir günahı yokmuş!..
Sizin”falan filan”ınız da,”lamı cimi yok”unuz da meğerse hiç bir şeymiş,her ikisi de sanki sütten çıkmış birer ak kaşık gibiymiş!..
Sizden çok daha büyük söz söyleyebilecek”dahi”ler,çok daha büyük”üstat”lar varmış da bizim haberimiz yokmuş!..
Çünkü bu Üstat öyle büyük bir sözü biz acizlerin başına sarmış ve dolamış ki,sizin pabuçlarınızı anında dama attırdı!..
İşte bize bugüne kadar duyduğumuz tüm büyük sözleri unutturan o müthiş söz:
“Ham hum şaralop!..”
Ne yazık ki,sözün bittiği yerdeyiz!..
Bu sözün karşısında ceketimizin önünü ilikledik,başımızı öne eğdik,boğazımızdan ses yerine ancak acaip bir şey çıktı!..
Biz bu sözü ne yaparız?..
Bu sözü nereye koyar,nereye yerleştiririz?..
İnsanlığı bu beladan nasıl koruruz?..
Ey,”ham hum şaralop”u bir virüs gibi insanların başına bela eden Üstat!..
Senin insanlardan ne alıp veremediğin vardı da,bunca derdimizin üstüne bir de dermanı olmayan bu derdi ekledin?..
Biz acizler,daha”falan filan”ın,”lamı cimi yok”un anlamını ve ne demek istediğini henüz çözememişken,bizden”ham hum şaralop”u anlammamızı nasıl beklersin?..
Sende hiç insaf,hiç merhamet yok mudur?..
Bizim içimizde daha da büyük bir korku doğurdun!..
Ya senden de daha büyük bir söz söyleyen başka bir dahi çıkarsa biz o zaman ne yaparız?..
Herhalde uzaya falan kaçarız!..
e-mail : zirterenkoyyy@hotmail.com
( Aklınıza gelen o büyük sözü sakın söylemeyin,hiç olmazsa siz insanlara acıyın!.. )
12 Haz
12/06/2010 Cumartesi
Kim olduğunuzu gerçekten merak ediyorsanız eğer!..
Bir gece uyumadan önce aklınıza gelen son şey ile,ertesi sabah uyanınca aklınıza gelen ilk şeyi unutmadan bize yazın,size kim olduğunuzu söyleyelim…
Not:Kolay gibi görünüyor değil mi?Ama değil!Çünkü bugüne kadar hiç kimse bu iki şeyi doğru olarak anımsayıp söyleyemedi.Belki siz söylersiniz.
e-mail : zirterenkoy@hotmail.com
20 May
20/05/2010 Perşembe
Eurovision’a bu yıl MANGA ile gidecek ve kazanacağız…
Bundan sonraki Eurovision’lara da gerekirse BÖLÜK ile,TABUR ile,ALAY ile,TUGAY ile,TÜMEN ile,KOLORDU ile,ORDU ile gidecek ve yine kazanacağız…
e-mail : zirterenkoyyy@hotmail.com
26 Mar
26/03/2010 Cuma 00:01
Doğru bildiğimiz yalanlar iyice şaşkınlaştı!..
Biz de ne yapacağımızı şaşırdık!..
İşte buyrun;
“Boşa koyuyoruz dolmuyor…
Doluya koyuyoruz almıyor…”
Eh be dayı,eh be!..
Bunun neresini düzeltelim ki!..
Ya sen ne yaptığının farkında değilsin,ya bizimle dalga geçiyorsun,ya da kafayı yemişsin!..
Birincisi, boşa ne koymaya çalıştın ki,dolmadı diye yakınıyorsun?..
Bunun anlamı çok açık…
Ya koyduğun şeyde,(artık o her neyse) sorun vardır (ki gaz gibi uçucu bir madde olabilir),ya da sen koymayı bilmiyorsun demektir ki,sızlanmaya hiç hakkın yoktur!..
İkincisi ise daha da vahim!..
Sen daha boşa koymayı beceremiyorsun,nerde kalmış doluya koymak!..
Hem nereden aklına esti,”doluya koymak…”
Birşey mi kanıtlamak istiyorsun?..
Bu iş o kadar kolay mı sanıyorsun?..
Boşa koymanın üstatları bile bu işi kolay kolay beceremez…
Dolu olduğunu sen kendin söylüyorsun,bunu bile bile kendi söylediğini inkar edercesine doluya koymaya çalışıyorsun!..
Sen kendini ne sanıyorsun,Süpermen falan mı?..
Madem dolu,doluya koymanın da mutlaka bir yolu yordamı vardır,değil mi?..
Bilmiyorsan da bir bilene sorar,öğrenirsin…
Ya koymadan önce kendin boşaltırsın, ya da”yok ben boşaltmakla falan uğraşamam”diyorsan,kendiliğinden boşalmasını bekler,ondan sonra da güzelce koyarsın…
Ama dayı,her iki durumda da durduk yerde başına iş açtın,gereksiz yere de karizmayı fena halde çizdirerek,hepimizi hayal kırıklığına uğrattın!..
Sen vazgeç,”doluya koymak”gibi boyundan büyük işlere kalkışmaktan,şuna aslanlar gibi,”istediğimiz zaman boşa koyuyoruz,hep doluyor”diyebiliyorsan,öp te başına koy!..
e-mail : zirterenkoyyy@hotmail.com
( Bu yazıdan bir şey anladınız mı,biz bir şey anlamadık ta )
21 Mar
21/03/2010 Pazar 00:26
Sivri zekası yüzünden üniversiteden şutlanan ve hiçbir yerde iş bulamadığı için bizde boğaz tokluğuna çalışan,dünyaca ünsüz ekonomistimiz Nizamettin Eko,tam 5 dakika gibi,kendisi için çok uzun sayılabilecek bir süre düşündükten sonra,dünyadaki tüm hükümetlerin balıklama atlayacakları,müthiş bir ekonomik paket hazırladı ve insanlığa armağan etti…
İşte açılan o paketten saçılanlar…
-ARTIK EMEKLİLİK YOK :İnsanlar bundan böyle,20-25 yıl gibi,göz açıp kapayıncaya kadar geçen sürelerde emekli olamayacaklar,yaşamboyu sürekli çalışacaklar.Ne o öyle,çalışmadan maaş almak?Hem ne demiş atalarımız,”işleyen demir ışıldar…”
-HASTALANMAK YASAK :Kimse hasta olamayacak.Hastalanmak yasaklandığından,hastanelere de gerek kalmayacağı için,hepsi ya pastaneye,ya da postaneye dönüştürülecek…
-TRAFİK SIKIŞIKLIĞINA SON :Şehirlerdeki tüm yollara apartmanlar ve gökdelenler dikilerek,araçlara yol bırakılmayacak ve herkes heryere yürüyerek gidecek.Böylece trafik sorunu diye bir sorun da kalmayacak…
ÜNİVERSİTELER :Üniversitelerin adı değiştilecek.Baştaki”ün”kaldırılarak kalan,”versite”ye”yapalım”eklenerek,”ver site yapalım”yapılacak ve üniversitelerin herbiri konut sitelerine dönüştürülecek…
TEK PARA BİRİMİ :1 TL=1000 Dolar yapılacak ve tüm dünyada geçerli olacak.Böylece ayda 500 TL alan bir asgari ücretli bile,her ay 500 bin Dolar kazanacağı için herkes zengin olacak…
BANKALAR :Herkes zengin olduğu için de bankalara gerek kalmayacak ve hepsi”BANKO”lara dönüştürülerek,at yarışı,iddia,loto gibi,banko oyunların oynandığı yerler haline gelecek…
SEÇİMLER :Öyle birkaç yılda bir seçim yaparak milletin kafasını karıştırma dönemi kapanacak ve seçimler 50 yılda bir yapılacak.Böylece seçimleri kazanan hükümetler sakin kafayla 50 yıl boyunca ülkelerine hizmet edebilecekler.İnanıyoruz ki,dünyadaki tüm hükümetler bu kıyakçılığımıza bayılacaklar…
DİZİLER BİTMEYECEK :TD,yani”Tükenmez Diziler”devri başlayacak.Böylece,televizyon dizilerinin 4-5 yıl gibi kısacik sürelerde bitirilmesi engellenerek,hiç bitirilmeden devam etmesi sağlanacak…
Nizamettin Eko,televizyon dizileri gibi,bu paketin de hiç bitmeyeceğini ve sürekli açılıp saçılacağını söyledi…
Demek ki devamı var!..
e-mail : zirterenkoyyy@hotmail.com
( Bu paketi de beğenmediyseniz yenilerini bekleyin )
15 Mar
15/03/2010 Pazartesi 00:02
Ey Üstat,
Bilmeden sana ne büyük haksızlık etmiş,o hassas, o duygulu,o cesur yüreğini kimbilir ne fena kırmışız,farkında bile olamadık!..
Bilmem,bizi bağışlayabilecek misin?..
Bir yardım kuruluşuna bile bağışlamaya kalksan,almazlar ki!..
Çünkü hiçbir işe yaramayız…
Sen büyüklüğünü göster,bunu bizim cehaletimize ver…
Sırf,”falan filan”diye çok büyük bir sözü insanlığın başına bela ettiğin için,geçenlerde sana demedik laf bırakmadık!..
Ah Üstat ah!..
Senin,”falan filan”ın hiçbir şeymiş,kimseye bir zararı yokmuş!..
Beterin beteri varmış,beterin beteri!..
Ama bunu önceden bilemezdik ki!..
Ancak şimdi öğrendik…
Bilseydik,hiç senin kalbini kırarmıydık?..
Senden daha büyük söz söyleyebilecek,sana bu konuda nal toplatacak bir başka üstadın olduğunu nereden bilebilirdik ki?..
O’nun şu sözüne bir bak,bize hak vereceksin…
“Lamı cimi yok!..”
İşte o kadar!..
Biz acizler,bu büyük söz karşısında ne söyleyebiliriz ki?..
Okuduğumuz anda yüce bir deha ile karşı karşıya olduğumuzu hemen anladık!..
Çünkü Üstat,şurası çok kesin ve açık ki,ne sen, ne de bizim gibi kıt zekalılar,bu kadar büyük bir sözü söyleyebilme yeteneğinden öylesine yoksunuz ki!..
Haddimize mi düşmüş?..
Bize bundan sonra en yakışan davranış,bu büyük sözü duyduktan sonra ağzımızı sımsıkı kapamak ve tek kelime bile söylememek!..
Çünkü,”lamı cimi yok”un karşısında ağzımızdan çıkacak en güzel sözcük bile,bize acizliğimizin büyüklüğünü göstermekten başka işe yaramayacak!..
Sevgili Üstat,”falan filan”,”lamı cimi yok”derken yüreğimizi öyle bir korku kapladı ki,artık bize bundan sonra uyku haram!..
Neden mi korkuyoruz Üstat,neden mi?..
Neden olacak Üstat,ya bu ikisinden de daha büyük,üçüncü bir söz karşımıza çıkarsa,biz ne yaparız,nerelere kaçarız,nerelere saklanırız?..
Bizi büyük sözlerden koru!..
e-mail : zirterenkoyyy@hotmail.com
( Bu yazıyı bir kişi bile okumadı )
15 Mar
Televizyonların dizi film yapımcılarına müthiş bir proje sunuyoruz…
Yıllardır televizyon dizilerinde oynayan çok sayıda bebek oyuncu var…
Çok değil,20-25 yıl sonra,yalnizca bugünün bebek oyuncularının rol alacağı bir televizyon dizisi için şimdiden hazırlık yapmanızda yarar var…
İyi bir senaryo ve bu oyuncular ile bu projeyi gerçekleştirdiğinizde,geleceğin”reyting”rekorlarını kırabilrsiniz…
Tabi uygun yerlerde geriye dönüş sahneleri koymak ve o oyuncuların 20-25 yıl önceki bebekliklerini göstermek koşuluyla!..
Bizden söylemesi…
11 Mar
11/03/2010 Perşembe 00:34
Bu güne kadar belki düzeltirler diyerek hiç sesimizi çıkarmadık…
Ama heyhat,tüm televizyon kanalları sanki sözleşmişcesine ve sanki bizi sinir etmek istercesine,inadına inadına aynı hatayı yapmaya devam ediyorlar!..
Canlı yayınlarda sürekli olarak”canlı yayın”yazısını gözümüze sokarcasına ekrana koyuyorlar…
İşin kolayı varken zor olanı seçiyorlar ve kafaları karıştırıyorlar!..
Halbuki bu işin çok pratik bir çözümü var…
Sizin canlı yayınlar dışındaki yayınlarınızın tamamı cansız yayın değil mi?..
O zaman o yayınlarda koyun kardeşim”cansız yayın”yazısını ekrana,”canlı yayın”yaptığınızda da kaldırın yazıyı ekrandan,olsun bitsin!..
Biz o zaman onun”canlı yayın”olduğunu anlayamayacak kadar da geri değiliz ki!..
“Yarı canlı yarı cansız”yayınlarla ilgili çok değerli görüş ve düşüncelerimizi de yakında açıklayacağız,merak etmeyin!..
e-mail : zirterenkoyyy@hotmail.com
( Bu yazıyı yalnızca,ekranlara”canlı yayın”yazısını yazanlar okusun )