29 Haz
29/06/2010 Salı
Anlaşılan medyayı artık gündüz palavraları kesmiyor,onun için şimdi de gece palavraları atmaya başladı!..
Gecelerin özelliğinden midir nedir,salladığı palavra ile de sanki gündüz palavralarına nal toplatmak istercesine öylesine desteksiz atıyor ki,ancak o kadar olur!..
İşte şu palavraya bakın!..
“Birisi,İstanbul gecelerini birbirine katmış!..”
Olmayan aklımızı da birbirine kattı!..
Süte su katarsın,anlarız…
Suya buz katarsın,anlarız…
Yemeğe yağ,salça,tuz katarsın,onları da anlarız…
Ama bir sürü İstanbul gecesini nasıl birbirine katarsın ve hadi katmayı başardın diyelim,bunun sonucunda ne elde edersin?..
İşte bu noktada aklımız durdu!..
“En iyisi”dedik,”kafayı yemeden gidip şu İstanbul gecelerini birbirine kattığını söyledikleri kişi ile görüşelim ve gerçeği öğrenelim…”
Doğal olarak ta,”ne olur ne olmaz,bizi de İstanbul gecelerine katabilir”endişesiyle de görüşmeye gündüz gözüyle gittik…
-Merhaba,İstanbul gündüzlerini de birbirine katıyormusunuz?..
-Anlamadım,neyi birbirine katıyormuyum?..
-Medya sizin,”İstanbul gecelerini birbirine kattığınızı”iddia ediyor da!..
-Haa,anlaşıldı…Kardeşim siz aklı başında,zeki insanlarsınız!..Medya’nın nasıl desteksiz palavra attığını bilmiyor musunuz?..Hadi ondan vazgeçtim,medyanın palavra atmadığı bir tek gün bile gösterebilir misiniz bana?..
-Valla galiba haklısın kardeşim.Doğru söze ne denir ki?..
-Ben geçenlerde bir gece arka arkaya birkaç eğlence yerini dolaştım.Ertesi günü bir de ne göreyim?..Sizin de dediğiniz gibi,”İstanbul gecelerini birbirine katmışım”.Olay bundan ibarettir.Ama yine de siz gidin o medyaya söyleyin,çünkü sizi sevip sayarlar,o nedenle sözünüzü de dinlerler,”O”deyin,”İstanbul gecelerini birbirine katmamış ama,böyle palavra atmaya devam ederse,birgün gelip medyayı birbirine katmakta çok kesin kararlıymış!..”
Medya,bu kadar desteksiz palavra sallama diye seni çok uyardık ama dinletemedik!..Bak işte,sonucu gördün.Durum çok vahim!..
Ya dediğini yapar ve seni de birbirine katarsa ne yaparsın?..
Herhalde o haberi de şöyle verirsin ;
“Bizi bile birbirimize kattı!..”
e-mail : zirterenkoyyy@hotmail.com
( Bu yazıda sanal reklam uygulamayı unuttuk )
28 Nis
Medya palavra atarken sık sık kuşların da kulağını çınlatır!..
“Kuş uçurtulmadı”gibi desteksiz ve kendilerinin de inanmadığı bir palavrayı da her fırsatta sallamakta bir sakınca görmezler…
Bunu bugüne kadar hep açıkhava toplantıları için kullanırlardı…
Ama baktılar ki millet bu palavrayı artık yemiyor(çünkü onların”kuş uçurtulmadı”dedikleri yerlerde,kuşlar neredeyse sürüler halinde uçuyorlardı),palavrada sınırları ortadan kaldırdılar!..
İşte palavracı medyanın son bombası!..
“Toplantı salonunda kuş uçurtulmadı !..
Vay canına değerli izleyiciler!..
Biz de olmasak sizlerin bu kadar saf yerine koyulmasını kim önleyecek?..
Siz hiç bugüne kadar herhangi bir toplantı salonunda,ki adı üstünde kapalı bir alan,kuş uçtuğunu gördünüz veya duydunuz mu?..
“Salonda kuş uçurtulmadı”diyerek medya nereye varmak istiyor?..
Yoksa toplantı salonlarında uçurtma uçurulur gibi sürekli kuş uçuruluyor da,bundan yalnız bizim mi haberimiz olmuyor?..
Eh be medya,palavra sallamakta”salonda kuş uçurtulmadı”aşamasına da geldin ya,helal olsun sana valla!..
Artık bundan sonra sana yakışan,”medya hiiiç palavra atmaz”diyerek,bugüne kadar attığın tüm palavraların üstüne yatmak!..
e-mail : zirterenkoyyy@hotmail.com
( Medya palavra atmasa bizim halimiz nice olur,nereden bu kadar malzeme buluruz? )
15 Nis
15/04/2010 Perşembe
Eh be medya,eh be!..
Palavra atacağım diye,kendini bu kadar paralamaya gerek yok ki!..
Bugüne kadar palavra uğruna,bişeyleri biyerlerden getirdiğin,bişeyleri de biyerlere gönderdiğin yetmezmiş gibi,şimdi de attığın şu palavraya bak;
“Et fiyatları almış başını gidiyor”muş!..
Vay canına sayın seyirciler!..
Et fiyatlarının bir başı olduğunu,başı olduğuna göre,bir de poposu ve gövdesi olması gerektiğini biz de medyadan öğreniyoruz!..
Tamam,kabul ediyoruz,herşeyin bir fiyatı olduğu gibi,etin de bir fiyatı var…
Ama bu fiyatın başını alıp gittiğini söylemek,dünyada bir tek bizim medyanın aklına gelebilecek müthiş bir yaratıcılık!..
Eee,maksat palavra atmak olduktan sonra,bizim medya tabi ki yaratıcılıkta sınır tanımaz!..
En iyisi gidip,bu palavranın muhatabı ile,yani”et fiyatları”ile görüşmek…
-Merhaba,siz et fiyatları mısınız?..
-Evet,ne o yoksa beğenmediniz mi?..
-Yok canım,hiç öyle şey olur mu,biz medyanın tanımına göre seni,eli,ayağı,başı olan bir canlı gibi düşünmüştük te,ondan şaşırdık.Sen de diğer fiyatlar gibiymişsin!..
-Medya benim canlı olduğumu mu iddia ediyor?..
-Evet,aynen öyle.”Et fiyatları aldı başını gidiyor”diyor!..
-Gördüğünüz gibi ben buradayım,bir yere gittiğim yok.Ama asıl söz dinlemeyip alıp başını gidenler,yıllardır geleceği göremeyip,bizi bu duruma düşürenler…
-Nasıl yani?..
-Nasılı var mı?..Yanlış hayvancılık politikaları,daha süt emen yavruların kesilmesi(hani şu çok sevdiğiniz süt kuzu,süt dana keyfiniz uğruna),sonuçta olacağı buydu.Medya az bile söylemiş,biz bu şekilde artmaya devam edersek,yakında bizim için,”et fiyatları süpermen gibi uçuyor”derse de sakın şaşırmayın…
Medya,ilk kez attığın bir palavraya destek geldi,”et fiyatları”bile sana hak verdi,ne kadar gururlansan hakkındır!..
e-mail : zirterenkoyyy@hotmail.com
( Medyaya yağımızı çekelim ki,palavra atmaya devam etsin.Çünkü sonuçta bizim dükkan da bu palavralardan ekmek yiyor…)
24 Mar
24/03/2010 Çarşamba 00:17
Medya doğal olarak mevsim yemekleri ile ilgili palavra atma fırsatını hiç kaçırmaz…
İşte bakın;
Birileri,”mercimeği fırına vermişler!..”
Biz bu medyaya nasıl hayran olmayalım?..
Üşenmeyin,tüm dünya medyasını tek tek araştırın,hiç birinin böyle bir palavra sallayacak yetenekte olmadığını görürsünüz!..
Çünkü,”mercimeği fırına verdirmek”gibi bir hinlik,gelse gelse ancak bizim medyanın aklına gelir,bu palavra ile de diğerlerine nal toplatır!..
Ama bizi de meraktan çatlatır!..
Mercimeği neden fırına vermşler,neden tencerede yapmamışlar,bu mercimek yeşil mi,yoksa kırmızı mı,herzamanki gibi hiçbir açıklama yok!..
Palavrayı at,milleti de meraktan çatlat,oh ne güzel memleket!..
Medyadan hayır gelmeyeceğini anlayınca,dosdoğru gidip”mercimeği fırına verenlerle”konuştuk…
-Merhaba,fırında mercimek nasıldı,güzel oldu mu bari?..
-Ne diyorsun sen kardeşim,ne mercimeği,ne fırını?..
-Medya sizin”mercimeği fırına verdiğinizi”iddia ediyor da.Sizin mercimeğin medyada neden bu kadar önemsendiğini öğrenelim istedik.Biz de bugüne kadar fırına mercimek dışında birçok yemek verdik,ama hiçbirini de medya umursamadı.Sizin mercimeğin sırrı nedir?..
-Bak kardeşim,biz bir kez mercimek sevmeyiz,fırına da vermeyiz.Medyanın palavralarını siz de bizim kadar iyi bilirsiniz.Hangi konu olursa olsun medya palavra atmadan yapamaz.Biz o gün sevgilimle güzel bir akşam yemeği yedik,hepsi o kadar…
-Durum anlaşılmıştır…
-Medyaya da söyleyin,bu kadar palavrayı sürekli fırına vermesinler,çünkü kimse yutmadığı gibi,insanları da tebessüm ettiriyorlar…
Medya,sen dinleme bu bozguncu lafları.Biz senin palavra atmadan derdini anlatamadığını gayet iyi biliyor ve seni anlıyoruz.Sen bu yoldan sakın şaşma.Çünkü bu yolda kimse seninle yarışamaz.Açık ara farkla önde gidiyorsun.Kim tutar seni?..
e-mail : zirterenkoyyy@hotmail.com
( Bu yazıyı yayına verenlere sesleniyoruz…Medya ile aramızı asla bozamayacaksınız )
10 Şub
Biz bu medya ile ne yapacağımızı şaşırdık!..
Palavra atmadan durabilecek mi diye dört gözle bekliyoruz,boşuna!..
Tam tersine,palavrada harikalar yaratıyor!..
İşte şu palavra bile ne kadar haklı olduğumuzu gösteriyor…
“Bir toplantıda yumruklar konuşmuş!..”
İlk bakışta çok masum,çok normal bir haber gibi görünüyor…
Sanki yumruklar kendi aralarında bir toplantı düzenlemişler ve o toplantıda da güzel güzel konuşmuşlar(artık hangi dilden konuştularsa) gibi bir izlenim doğuyor medyanın bu palavrasından…
Ama hiç te öyle değil!..
Medyanın konuştu dediği yumruklar,hepimizin yumrukları…
Biz insanların konuşarak,hayvanların da koklaşarak anlaştığını bilirdik te,yumrukların konuştuğundan hiç haberimiz yoktu!..
Medya sayesinde onu da öğrendik…
Öğrendik te,ellerimizi ne kadar yumruk yaptıysak ta,konuşturmayı başaramadık!..
En iyisi gidip o toplantıya katılanlarla görüşmek ve gerçeği öğrenmek diye düşündük…
-Merhaba,sizin toplantınızda yumruklar konuşmuş.Bu nasıl oldu?Yumruklar hangi dilden konuştu ve bir yumruk ortalama kaç dil biliyor ki?..
-Yumruklar mı konuşmuş?Hiç öyle şey olur mu kardeşim?Yumruğun ağzı dili yok ki,konuşsun!..
-Ama medya bu konuda çok kararlı.Yumrukların konuştuğunu iddia ediyor!..
-Medya herhalde hayal dünyasında yaşıyor.O dünyada birşeyler hayal ediyor ve hayal ettiklerine herhalde kendisi de inanıyor.Biz o dünyayı hiç bozmayalım.Medya nasıl mutlu oluyorsa öyle devam etsin…
Ah medya ah!..
Hiç yumruk konuşur mu?..
Madem palavra atacaksın,hiç olmazsa tutarlı at bari!..
e-mail : zirterenkoyyy@hotmail.com
30 Oca
Kar yağacak ta,medya palavra atma fırsatını kaçıracak ha!..
Hiç böyle birşey olabilir mi?..
İşte palavraya bakın…
“Ankara’da kardan kapanan yollar,sürücülere saç baş yoldurmuş!..”
Şaşırdınız mı yoksa?..
Neden şaşırıyorsunuz ki?..
“Yağan yağmurun trafiğe tuz biber ektiğini!..”iddia edebilen bir medya,”yağan karın da,insanlara saç baş yoldurduğu!..”palavrasını neden atmasın ki?..
Ekrandaki görüntülere bakıyoruz…
İlaç için bile olsa,saçını başını yolarak medyayı haklı çıkaran bir tek sürücü bile yok!..
Eee medya,biz nasıl olsa safız,nasıl olsa anlayamayız değil mi?..
Yine de haksızlık yapmayalım,belki de herkes”saçını başını yoluyordur”da biz görmemişizdir diyerek,o karda kışta yola koyularak,sürücülerle görüşmeye gittik…
-Merhaba,siz kardan yollar kapandığı için”saçınızı başınızı yolmuşsunuz”,öyle mi?..
-Biz deli miyiz kardeşim?Kar yağdı diye saç baş mı yolunurmuş?..
-Ama medya öyle diyor.Bilirsiniz,bizim medyanın dediği dediktir,kimse aksini iddia edemez…
-Siz gidin o medyaya söyleyin,”insanlar”deyin,”kar yağdı diye değil ama,sırf bu sizin ipe sapa gelmez palavralarınız yüzünden,kendi saçlarını değil,gelip sizin saçınızı başınızı yolacaklarmış!..”
Medya,sen neden palavra atmadan haber yapamıyorsun?..
Madem palavra atmadan duramıyorsun,böyle dermanı olmayan bir dert sahibisin,hiç olmazsa okkalı bir palavra at ki,namın yürüsün!..
Şuna,”Ankara’da yağan kar,sürücülere saç baş yoldurdu”diyeceğine,”Ankara’da yağan kar,İstanbul’da sürücülere bayram ettirdi”desen de,insanları meraktan çatlatsan olmaz mı?..
Palavra atma konusunda da,bizden ders alacak değilsin ya!..
e-mail : zirterenkoyyy@hotmail.com
27 Oca
Hey millet…
Gözünüz aydın !…
Çünkü medya palavra atmada yeni bir başarıya daha imza attı !…
Eskiden tek palavra atar, kulağının üstüne yatardı !…
Şimdi ise palavraları “duble”leştirdi !…
Evet, yanlış duymadınız…
Medya artık arka arkaya çift, yani duble, yani ikiz palavra atıyor…
İşte o palavraların en son örneği…
“Filmin galasına ünlü yağmış !…”
“Kimi ararsanız oradaymış !…”
Biz bugüne kadar yağmur yağdığını, kar yağdığını, dolu yağdığını bilirdik te, “ünlü” yağdığını ilk kez duyuyorduk !…
Ama bizim medya bu !…
“Gökten ünlü yağdı” diyorsa yağmıştır !…
Yine de merakımızı yenemeyip, “yağdığı” söylenen ünlülerden biriyle görüştük…
- Merhaba,siz normal mi, yoksa sağanak şeklinde mi yağdınız ?…
- Ne diyorsun kardeşim sen, ne yağması, ne sağnağı…
- Medya sizin,filmin galasına yağdığınızı iddia ediyor da !…
- Biz yağmur muyuz kardeşim, yağalım? Biz de herkes gibi yürüyerek galaya geldik. Ama demek ki medya her fırsatta palavra yağdırıyormuş !…
Medya, gördün işte marifetini. Daha ilk palavrada çuvalladın. İkinci palavran ile de ilkinin üstüne tüy diktin !…
“Kimi ararsanız oradaymış !…”
Senin sözüne güvenerek biz de kimi istersek orada aradık, ama hiçbirini bulamadık…
Tutankamon’u aradık,yoktu!..
Hamurabi’yi aradık,yoktu!..
Nostradamus’u aradık,yoktu!..
Sıtkı ile nişanlısını dört gözle aradık, yoktular !…
Bizim ofisin çaycısını bile aradık, o da yoktu !…
Eee, hani nerede kaldı “Kimi ararsanız oradaydı” sözün ?…
Ama yine de helal olsun sana !…
Çünkü bu kadar iddialı bir palavra atmak bizim bile aklımıza gelmezdi !…
Yakında üçlü, dörtlü palavralar da atmaya başlarsın herhalde!..
Aman bizi fazla bekletme !…
e-mail : zirterenkoyyy@hotmail.com
22 Oca
Hiç,”Yer,yerinden oynar mı?..”
Bizim medyaya göre,”oynar!..”
Çünkü bizim medya için,”olanaksız”diye birşey yoktur…
Siz yine de şükredin,iyi ki güneşi yerinden oynatmamış…
Yoksa halimiz nice olurdu…
Peki ama koskoca yer,nasıl yerinden oynar ki?..
Böyle bir palavraya kim inanır?..
Herhalde biz,çünkü saf’ız ya!..
Ama aptal değiliz!..
Hemen,”oynadığı söylenen”yere giderek ilgililerle konuştuk…
-Burada,”yer yerinden oynamış”,öyle mi?..
-Dalga mı geçiyorsunuz?Hiç yer yerinden oynar mı?Burada öyle bir durum mu var?..
-Yoo,ama medya burada”yerin yerinden oynadığını”iddia ediyor da…
-Medyanın işine akıl sır ermez.Dün burada ünlü birinin doğum günü kutlandı.Çok kalabalıktı.Doğal olarak ta iyice eğlendiler.Onun dışında da herşey yerli yerinde duruyor,gördüğünüz gibi…
-Haa,demek olay bu.Demek ki medya herzamanki palavra atma hastalığına tutulmuş…
-Yer yerinde duruyor ama,böyle palavra atmaya devam ederse,birgün medya yerinden oynayacak,ondan haberleri yok…
Ah medya ah,gördün mü başımıza gelenleri?..
Tamam,palavra atmadan duramıyorsun,anladık.Ama hiç olmazsa dozunda at!..
Hiç olmazsa yeri oynatma,bırak”yer,yerinde kalsın”…
e-mail : zirterenkoyyy@hotmail.com
8 Oca
Eh be medya,eh be!..
Biz sana ne diyelim,bilmem ki?..
Palavra atmanın da bir yolu,bir yöntemi vardır,değil mi?..
En azından palavra,kendi içindekilerle uyumlu olmalıdır…
Ne ilgisi vardır,havan ile suyun?..
“Havanda su dövmüşlermiş!..”
Bu ne biçim bir palavradır?..
Havanda su dövenler kimlerdir ve neden bu acaip işe kalkışmışlardır?..
Bizim bildiğimiz havanda ceviz,çam fıstığı,fındık,badem,sarımsak gibi şeyler döversin…
Bunu da yemek ve tatlılara koymak için yaparsın…
Peki ama,havanda dövdüğün suyu hangi yemek ve tatlıya koyacaksın?..
Biz en iyisi,”havanda su dövdüğünü”iddia ettiğin kişilerle görüşmeye gidelim…
-Merhaba,havanınız nerede?..
-Ne havanı,kardeşim?..
-Siz sürekli”havanda su dövüyormuşsunuz”da!..
-Siz kafayı mı üşüttünüz,bunu kim söylüyor?..
-Bu bizim medyanın iddiası…
-Hiç,”kovanda su dövülür mü”kardeşim?Sizin medyada hiç akıl,fikir yok mudur?..
-Valla haklısınız.Çünkü biz de bugüne kadar,bizim medyada hiç böyle saçma sapan,palavra şeyler görmemişizdir!..
-Ama madem sizin medya palavra atmaya bu kadar meraklı,gidin onlara söyleyin,”onlar”deyin,”havanda su dövmeyi bırakmışlar,artık bundan sonra havanda hava döveceklermiş!..”
Ah,medya ah!..
Desteksiz atmaya devam edersen,işte böyle kendi kazdığın kuyuya kendin düşersin!..
2 Oca
İtiraf ediyoruz!..
Koskoca 2009 yılı boyunca çok uğraştık, didindik ama olmadı…
Ne yazık ki,başaramadık!..
Tüm çabamıza karşın,medyayı palavra atma hastalığından vazgeçiremedik!..
Vazgeçirmekten vazgeçtik,inadına palavranın dozunu iyice arttırdılar!..
Yıl bitmeden attıkları şu palavra,ne kadar haklı olduğumuzun kanıtıdır…
“İstihbarat örgütleri at oynatıyormuş!..”
Haydaaa!..
İstihbarat örgütleri neden at oynatıyormuş?..
Bunlar hangi örgütlermiş?..
Oynattıkları at, nasıl bir atmış?..
Bu konularda hiçbir açıklama ve bilgi yok…
Biz de gerçeği öğrenmek için,tüm istihbarat örgütlerinin her hafta yaptıkları,”altın günü”toplantılarına gitmeye karar verdik…
Bu,”altın günü”toplantılarında,istihbarat örgütleri ellerindeki altın değerindeki bilgiieri,bir altın karşılığında değiş tokuş ediyorlardı…
Mesleksel açıdan güzel bir dayanışma içindeydiler!..
Ancak yine mesleğin doğası gereği,bu bilgilerin ve altınların sahte olma olasılığı çok yüksekti!..
Bizim geldiğimizi görünce hemen susup,çabucak masadaki altınları topladılar…
Önce hepsini birden şöyle iyice bir süzdük ve sonra da;
“Kardeş,siz artık işi gücü bırakıp at oynatıyormuşsunuz ha,kardeş”dedik…
“Ne at oynatması dayı,biz işimizi yapıyoruz,Neden at oynatalım,hem zaten at oynamaz ki!..”
“Valla kardeş,ben elçiyim.Ben Hasan Sabbah’ın,şey pardon yani,bizim medyanın yalancısıyım.Bizim medya ciddi ciddi sizin at oynattığınızı iddia ediyor da,kardeş!..”
“Dayı,söyle o Hasan Sabbah’a,şey pardon yani o medyaya,bizim hakkımızda böyle palavralar atmaya devam ederlerse,biz de onlara öyle palavra bilgiler servis ederiz ki!..”
“Eee,ne olur ki,kardeş?..”
“Ne oluru var mı dayı,o yanlış bilgiler yüzünden,20 yılını dolduran her Genel Yayın Müdürü’nü,”that was a good lıfe”dedirterek,istifa etmek zorunda bırakırız…”
“Söyliyeyim mi bunu onlara kardeş,ha,söyliyeyim değil mi?..”
“Söyle dayı,söyle…”
“Hadi o zaman,bana eyvallah!..”
“Bi dakka dayı,al şu bir altını.Bu getirdiğin bilgi için…”
“Sağol,kardeş…”
Valla medya,sen de sağol…
Bugüne kadar ilk kez,attığın bir palavra yüzünden,sahte bir altın kazandık…
Anlaşıldı ki,sen yeni yılda da palavra atmaya,biz de sayende,sahte de olsa,altın kazanmaya devam edeceğiz,kardeş!..
e-mail : zirterenkoyyy@hotmail.com